Ne mutlu ki böyle bir eşim var

Tülay Demir'in Gökhan Tepe ile gerçekleştirdiği özel röportajı için tıklayın

Gökhan Tepe’den 3 yıl aradan sonra yeni albüm geldi. Yine romantizmin doruklarında şarkılarla karşımıza çıktı, şaşırtmadı. Hem kendi seslendirdiği hem de başkalarına verdiği şarkıların hayranı olarak kapısını çaldım, “Ama bu ara çok uzun” dedim. O süre gerçekten uzun mu, single rüzgarına kapılmalı mı diye başlayan muhabbet iki müzisyenin mutlu mesut evliliğine, Beşiktaş sevdalarına kadar uzandı.

Tülay Demir-KELEBEK

◊ Hoş geldiniz, safalar getirdiniz de nerelerdeydiniz bunca zaman? Bir önceki albümün üzerinden 3 yıl geçmiş... Bu ara müzik sektörü için fazla uzun değil mi?

- 3 yıl değil o ara aslında. 2015’te albümüm çıktı, sonraki 1.5 yıl da klipler ve albüm tanıtımıyla geçti. O açıdan bakarsanız 1.5 yıllık bir sessizlik sadece.

◊ Normal yani...

- Tabii normal. O 1.5 yıl da zaten yeni albümün 10 şarkısını inşa etmekle geçti. 20’ye yakın şarkı çıktı, onların arasından seçim yaptım. Aranjman süreci falan da dersek, normal. Hem de çok normal.

◊ Bir saniye, ben takıldım ama. Günümüz müzik sektörü için 1.5 yıllık sessizlik de fazla. Artık herkes birkaç ayda bir yeni single çıkarmayı tercih ediyor.

- Doğru tabii, artık kimse 1.5-2 yıl ara vermiyor. Çoğu maksimum 6 ayda bir yeni şarkı çıkarıyor. İtiraf edeyim, bu durum son dönemde bana da mantıklı gelmeye başladı.

◊ Düşüncelerinizi değiştiren ne oldu?

- Özlem güzel şey ama benim gibi sürekli müziğin içinde olmak isteyen biri açısından o süre uzun gerçekten. Sürekli üretiyorum, sürekli beste yapıyorum. Söz yazarı arkadaşlarla disiplinli bir çalışma içindeyiz, neredeyse 10 günde bir yeni şarkı çıkıyor. O açıdan yani...


◊ Bir de “yeni dönem” iddiasıyla döndünüz ya, acaba dedim o arada başka kararlar aldınız, sevenlerinız için sürprizler falan mı hazırladınız?

- Yok, yok öyle bir şey.

◊ Nedir o halde bu yeni dönem meselesi?

- Bu albümü hazırlarken çok daha tecrübeli bir müzisyen olduğumu hissettim. Müzikal anlamda daha olgun bir süreçteyim. Yeni dönemden kastım o.

◊ Siz bestelerinizi kendinize saklamıyorsunuz, birçok ünlünün hit’inde de imzanız var. O şarkılar, ısmarlama mı yazılıyor? Gelip size sipariş veriyorlar da ona göre mi beste yapıyorsunuz?

- Biz aslında gönlümüze göre şarkı yapıyoruz, sonra o eser şarkıcısını buluyor. Bana gelen, şarkıyı dinlediğinde kendine uyup uymadığını hissedebiliyor. Yine de bu genel bir kural değil.

◊ İstisnalar oluyor yani...

- Oluyor. Mesela Ebru Gündeş için bir şarkı bestelerken, onun sesini düşünüyorum. “Teşekkür Ederim”, “Araftayım” bu şekilde hazırlandı. Ama yine de çoğunun çıkış noktası, içimizden gelen ilk safiyane duygudur. Samimi duygularla besteliyoruz, sonra “Bu şarkı Ebru’ya doğru gitti, bu biraz Funda Arar gibi, bu tam Demet Akalın’lık” diye düşünüyoruz. Doğru seçimler yapmayı başarıyoruz, sanırım farkımız bu. Her şarkımızı herkes okusun gibi bir derdimiz yok. Her şarkı herkese yakışmıyor çünkü. Her güzel şarkıyı herkes söylememeli.

◊ Sadece pop beste mi yapıyorsunuz? Mesela türkü çıkmaz mı sizden?


- Çıkar, türkü bestelediğim de oldu zaten. Tırnak içinde “sanat müziğivari” diyeyim, ukalalık etmemek adına yani, “Veda Makamı” diye bir bestem var. Bunun dışında pop ile Türk müziğinin bir arada olduğu...

◊ “Türkan”...

- Bravo. Evet “Türkan” var... Müzikte kilometre taşı şarkılar vardır ya, onlardan biri oldu. Farklı bir tarzdı ve 7’den 70’e herkese ulaştı. Bu besteyi çıkarabildiğim için çok mutluyum.

◊ Sözler kime aitti?

- Ayla Çelik’e. Yıllardır uyum içinde çalışıyoruz onunla.

Ne mutlu ki böyle bir eşim var

“ARAFTAYIM” ÇOK DEPRESİF BİR ŞARKIYDI

◊ “Yaz 2018”de nasıl bir Gökhan Tepe var?

- Yüzde 90 romantik bir albüm yine. Çok kaliteli, çok klas şarkılar var. Dört mevsimi yaşatan, çok yönlü bir albüm diyebilirim. Sözlerde yine Ayla Çelik, Şebnem Sungur ve Serdar Aslan imzası var.

◊ Gökhan Tepe şarkısı denince “Kesin romantiktir, slow’dur” diyorum ben. Neden bu algı?

- Duygusal, romantik bir insanım, şarkılarımda da bunu yaşatmayı çok seviyorum. Bazen de “Araftayım” gibi çalışmalar çıkıyor...

◊ “Araftayım” gibi derken...

- Sertleşebiliyoruz, depresifleşebiliyoruz yani. O bir depresyon şarkısıdır neticede. “Bir haftayım, 10 günüm, son günüm hatta. Belki ölmek için bile yardımın gerek”... Bu sözler depresif değil mi sizce?

◊ O şarkının sözleri kimindi?

- O da Şebnem’in sihirli kaleminden, kalbinden çıktı.

◊ Yine böyle bir hit geliyor, eli kulağında diyeceğiniz bir çalışma var mı ufukta peki?

- Var. Sevgili Ebru Gündeş’in albümü geliyor, altı beste aldı benden. Dördünün sözü Şebnem Sungur’a, ikisinin sözü Ayla Çelik’e ait. 

◊ Albümün çıkış tarihi de epey yaklaştı diye duydum...

- Valla bana kimse bir şey söylemedi, ben de sormadım.

Ne mutlu ki böyle bir eşim var

NE MUTLU Kİ BÖYLE BİR EŞİM VAR

◊ Yeni evli sayılırsınız...

- 2016... Yeni sayılır mı, evet aslında.

◊ Eşiniz de müzisyen, değil mi?

- Öyle.

◊ İki müzisyen aynı çatı altında... Ev ortamı renkli olsa gerek...

- (Gülüyor)... Renkli, keyifli... Birlikte müzik yapıyoruz. O yan flüt çalıyor, ben gitar. Çok eğlenceli oluyor. Onun öğrencileri var bir de. Eğitim vermeyi seviyor, oradan besleniyor.

◊ Siz nasıl besliyorsunuz?

- Duygularımı şarkılarımla paylaşarak.

◊ O paylaşımlara eşinizin müdahalesi oluyor mu?

- Fikir veriyor tabii. Bestelerimi ilk ona dinletirim, ne düşündüğünü sorarım. Şarkılarımı eleştirmesinden çok hoşlanırım çünkü gerçekten güzel yönlendirmeler yapar. O açıdan da şanslıyım. Ne mutlu ki böyle bir eşim var.

ÜÇÜNCÜ YILDAYIZ YAVAŞ YAVAŞ ÇOCUK ZAMANI GELİYOR

◊ Onlarca kişi sormuştur, ben eksik kalmayayım. Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?

- Doğru, bu soruyu sık sık duyuyoruz (gülüyor).

◊ Cevap?

- Evliliğimizin ikinci yılı bitti bu yaz, üçüncü yıldayız. Yavaş yavaş zamanı geliyor artık. Evlenir evlenmez çocuk sahibi olalım demedik, biraz birbirimize vakit ayırmak istedik.

Çocuk istiyoruz onda sıkıntı yok ama çok mu acelemiz var, hayır. Çocuğun olduktan sonra tüm hayatın o oluyor, onun geleceği için mücadele ediyorsun ya. Biz biraz evliliğin tadını çıkaralım diyoruz. Yoksa ailemizi büyütmeyi tabii ki yürekten istiyoruz.

gökhan tepe eşi ile ilgili görsel sonucu
Gökhan Tepe ve eşi Aylin Özer

EŞİMİN YEMEK REPERTUVARI GENİŞTİR

◊ Mutfak işleriyle aranız nasıl?
- Benim yemekten anladığım makarna ve kızartmadan ibaret. Ama eşimin repertuvarı geniştir (gülüyor).

◊ Evde iş bölümü yapıyor musunuz?
- O sofrayı kurarsa ben toplarım. Her işi kadın yapar, hanım evi çekip çevirir diye düşünen biri değilim. 
Öyle bir şey yok zaten... Paylaşıyoruz hayatı biz. Olması gerektiği gibi.

FİKRET BAŞKAN, AYLİN’İ “GELİNİM” DİYE SEVER

◊ Eşinizle ortak bir sevdanız da varmış...

- Doğru. Siyah-beyaz sevdası... İkimiz de Beşiktaşlıyız.

◊ Beşiktaş demişken, buradan Fikret Orman’a da saygılarımızı iletelim...

- Tabii, başkanımıza sevgiler, selamlar. O da Aylin’i “gelinim” diye sever sağ olsun. Beşiktaş camiası benim ikinci ailemdir.

◊ Müzik dışında birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız?

- Film izlemekten. Seyahat de eşim sayesinde edindiğim bir hobi oldu.