Turgay Başyayla: Köye gidip halkla dertleşmeyen sanatçı eksiktir

Müzik kariyerinin 20. yılı şerefine piyasaya çıkardığı ‘Vefa’ adlı albümüyle gündemde olan Turgay Başyayla HT Magazin'den Arif Hür'e konuştu.

Başyayla albümde, Cem Karaca’nın ‘Kahya Yahya’, Barış Manço’nun ‘Halil İbrahim Sofrası’, Özdemir Erdoğan’ın ‘Gurbet’, Ersen ve Dadaşlar’ın ‘Aman Tertip’ isimli bir döneme damgasını vurmuş önemli eserleriyle birlikte anonim türkü ‘Kerkük Zindanı’nı da seslendiriyor. 2 yılı aşkın bir süredir SHOW TV’de ekrana gelen ‘Lezzet Yolculuğu’ adlı programın sunuculuğunu da üstlenen Başyayla, ülkenin doğusu ile batısını birbirine kaynaştırdığını söylüyor...

‘USTALARA SAYGI VE VEFA ALBÜMÜ’
‘Vefa’ adlı albümünüz müzik marketlerdeki ve dijital ortamdaki yerini aldı. Nasıl bir albüm oldu?

Bugüne kadar Türk halk müziği ve Türk sanat müziği türünde eserler yorumlamış biri olarak artık Anadolu rock eserleri de yorumlamak istiyordum. En büyük hayalimi gerçekleştirdim. Bir de tabii aramızdan ayrılan bu usta isimlere karşı bir saygı ve vefa albümüdür. Bu kadar popüler olmuş eserleri genç nesle ulaştırmak istedim. Özümüzü yaşatmak için güzel bir adım attığımı düşünüyorum. Arşiv niteliğini taşıyan bir albüm yaptık.

Farklı pek çok kitleye ulaşmış bu eserleri yeniden yorumlamak ciddi bir cesaret gerçekten!
Eserleri cesurca yorumladım. Tabii bu eserleri yorumlayabilmek için Cem Karaca, Barış Manço, Moğollar, Ersen ve Dadaşlar ve Cahit Berkay gibi halkın bir parçası olmak gerekirdi. İnsanların yaşam tarzlarını, yaşadığı aşkları bilmeden bu eserleri yorumlayamazsınız. Sunduğum yemek programları vesilesiyle 81 ile giderek her ilçede bir eve diz çöktüm. Tam 1.5 milyon km. yol kat ettim. Bu yüzden ben Anadolu’nun bir sanatçısı değil evladıyım! İşte bu noktada ‘Vefa’ adını verdiğimiz albümle ben tohumu ektim, vermezse toprak utansın diyebilirim ancak.

‘HANGİMİZ DELİCE SEVDA YAŞIYORUZ?’
Eserlerini yorumladığınız sanatçılar arasında sizin nezdinizde özel yeri olan biri var mı?

Olmaz mı? Gerek seyyahlığı gerekse gençlere olan sevgisinden ötürü rahmetli Barış Manço örnek aldığım bir şahsiyettir. Onun yaşam felsefesini uyguluyorum. 20 yıldır geziyorum. Bir köy kahvesine gidip amcalarla sohbet etmeyen, bir tarlaya girip teyzelerin dertlerini dinlemeyen her sanatçı eksiktir! 81 ilimizde nereden baksanız 6-7 tur atmış biri olarak bu konuda rahat konuşuyorum.

Neredeyse her yöremizin kültürünü ve insanlarını özümsemiş biri olarak yaptığınız gözlemler nedir?
Bugün nereye gidersek gidelim edilen sohbetlerin çoğu spor ve siyasetten ibaret. Bizlerin muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmemiz için daha çok edebiyat, müzik, bilim ve sanat konuşmamız lazım. Çok kısır bir hayat yaşamaya başladık. Günümüzde aşklar bile çok farklı yaşanıyor artık...

Nasıl yani?
Hangimiz delice bir sevda yaşıyoruz? Hangimiz karasevdanın pençesindeyiz? Kaç kişi Âşık Emrah gibi sevdiğinin peşinden Erzurum’dan Tokat’a gitmeyi göze alabiliyor? Aşk, ayaküstü tüketilen bir fast food oldu. Sevgileri de aşkları da tüketiyoruz. Artık aşklar, 4 inçlik telefonlarda başlıyor yine 4 inçlik telefonlarda bitiyor. Eskiden sanatçıların ilham kaynağı, dereler, dağlar, ırmaklardı. Şimdi gökdelenler ve otobanlar... Sadece şunu biliyorum, Anadolu rock müziği, pop müzik gibi bayatlamayacak.

Tüm Türkiye’yi karış karış gezmek size neler öğretti?
Yolları aşındıra aşındıra şükretmeyi, tevazu sahibi olmanın önemini ve tebessüm etmenin faziletini öğrendim. Gezdiğim yörelerde 20 milyona yakın insanla fotoğraf çektirdim. Bir kişi “Beni üzdün” diyemez. 2014 yılında ‘Davetsiz Misafir’in Lezzet Yolculuğu 1’ adlı kitabımda 40 ili anlatmıştım. İlerleyen aylarda bu kitabın ikincisini çıkarıp diğer 41 ilin yaşayış biçimlerini, yemeklerini ve gezilecek tarihi yerlerini anlatacağım.
 

 

‘Doğu ile batı arasında gönül köprüsü kurduk’
SHOW TV’de ekrana gelen ‘Lezzet Yolculuğu’ programının sunuculuğunu üstleniyorsunuz. Programın ciddi bir izleyici kitlesi yakalamasını nasıl açıklarsınız?
Bundan 10 yıl önce ekranda yemek programı sunmaya başladığımda bir grup insan bana, “Yemek programı reyting filan almaz” diyordu. Son 2 yıldır programımız gündüz kuşağında en çok izlenen programlar listesinde zirvede yer alıyor. Neden? Çünkü gittiğim her yörenin kültürünü kendime işliyorum. Sadece yemek mi yiyorum zannediyorsunuz siz? Kültür tanıtıyoruz, atasözlerimizi hatırlatıyoruz, külliyelerin tarihine ışık tutuyoruz, yöresel kahramanların hikâyelerini anlatıyoruz... Seyirci, sahiciliğin farkında! Bir de bu program vesilesiyle gördüğüm en önemli şey Kars’taki vatandaşların Fethiye’yi bilmeye, İzmir’deki vatandaşların Ağrı’daki vatandaşları tanımaya ihtiyacı varmış... Doğu ile batı arasında gönül köprüsü kurduğum için gururluyum.